www.bilgipınarım.com
Tarih-Saat
A Atatürk
BİLİM VE TEKNOLOJİ HAFTASI (8-14 MART)
a


Bilim ve Teknoloji haftası ülkemizde 8-14 mart tarihleri arasında kutlanmaktadır.
BİLİŞİM NEDİR?
Bilişimi, bilgi ve teknolojinin birlikte kullanılmasıyla elde edilen sonuçlar olarak tarif edilebiliriz. İngilizce Information Tecnology (IT) teriminin Türkçe karşılığı olarak bilişim veya bilgi teknolojileri terimi kullanılmaktadır.
Bilişimin en önemli ikinci ögesi bilgisayarlardır. Bilgisayarların programlardan oluşan yapısı yazılım(software) ve elektronik parçalardan oluşan fiziksel yapısı donanım (hardware) olarak iki temel unsuru vardır. Elbetteki bilişimin birinci temel ögesi İNSANDIR.
Önceleri yakınlarımıza ve arkadaşlarımıza mektup olarak yazdığımızı bu günlerde artık bilgisayar yardımı ile elektronik posta olarak gönderilebilmekte, görüntülü görüşmeleler yapılabilmektedir.
Bilgisayarlar, bilgileri kendine mahsus, özel bir biçimde mayetik disk ortamında saklarlar. İhtiyaç duyduğumuzda verilen komutları aracılığı ile istediğimiz bilgileri bulduktan sonra bizim anlayacağımı şekle dönüştürerek ekran denen dış çevre birimine gönderirler.
Bilgisayarların yararlı olarak kullanılması gerekir. Bilgisayar ile saatlerce oyun oynamanın, MSN gibi chat ortamlarında saatlerce vakit geçirmenin bilişime hiçbir katkısı yoktur. Bunlarla sadece iyi bir bilişim tüketicisi olabiliriz. Bilgisayar bilmek bilgisayar oyunlarını çok iyi oynamak değildir. Bilişim toplumu bilgisayar oyunlarını çok iyi oynamak ile sağlanmaz. Aksine bilgisayarı gerçek anlamından uzaklaştırarak, bilişim aracı olmaktan çıkarıp eğlence aracı haline getirmektedir. Bu nedenle bilgisayar programlarını kullanmayı öğrenmeli; işimizi ve hayatımızı kolaylaştırcak şekilde bilgisayar kullanmayı bilmemiz gerekir.
Geri kalmamak için; geri bırakılmışlığa, kendimize yakıştırmamalı, çok çalışmalı ve üretmeliyiz. Ülkemizin kendisine ait bilişim ürünleri olması için bilgiyi, teknolojiyi, küresel boyutta ve etkin biçimde kullanabilmeliyiz. Evde, kahvede, televizyon başında oturmak zorunda bırakılmış insanlarımızla bilgi toplumu olamayız.. Bilişim, ülkelerin ekonomik, toplumsal ve kültürel kalkınmasında çok önemlidir. Bu nedenle, Türkiyemizin mutlaka bir bilişim politikası olmalıdır. Böylece ülkemizi yurtdışından teknoloji ithal etmeye mahkum olmaktan ve teknoloji çöplüğüne dönüşmekten kurtarabiliriz.
Bilişim haftası, bilgisayardan doğru şekilde faydalanmayı, bilgi toplumu olmanın gereklerini yerine getirmeyi öğrenmemize yardımcı olmak için kutlanmaktadır.

Bilim ve Teknoloji Haftası (TTK. nun 66 sayılı, 30.4.1998 tarihli kararıyla eklenen hafta)

TDK sözlüğünde bilim şöyle tanımlanıyor:
Bilim “Evrenin ya da olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasalar çıkarmaya çalışan düzenli bilgi.”

“Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi.”
“Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir ereğe yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.”

Bilim ile uğraşan bir kişinin bu tanımları yeterli bulmayacağını söylemeye gerek yoktur. Bu nedenle, bilimin eksiksiz bir tanımını yapmaya kalkışmak yerine, onu açıklamaya çalışmak daha doğru olacaktır.
İnsan doğaya egemen olmak ister!
Derler ki insanoğlu var oluşundan beri doğayı bilmek, doğaya egemen olmak istemiştir. Bu nedenle, insan var oluşundan beri doğayla savaşmaktadır. Son zamanlarda, bu görüşün tersi ortaya atılmıştır: İnsan doğayla barış içinde yaşama çabası içindedir. Bence bu iki görüş birbirlerine denktir. Bazı politikacıların dediği gibi, sürekli barış için, sürekli savaşa hazır olmak gerekir.
Gök gürlemesi, şimşek çakması, ayın ya da güneşin tutulması, hastalıklar, afetler, vb. doğa olayları bazen onun merakını çekmiş, bazen onu korkutmuştur.

Öte yandan, bu olgu, insanı, doğadan korkusunu yenmeye ve merakını gidermeye zorlamıştır. Korkuyu yenebilmenin ya da merakı gidermenin tek yolunun, onu yaratan doğa olayını bilmek ve ona egemen olmak olduğunu, insan, önünde sonunda anlamıştır. Peki, insanoğlunun doğayla giriştiği amansız savaşın tek nedeni bu mudur? Başka bir deyişle, bilimi yaratan güdü, insanoğlunun gereksinimleri midir?

Elbette korku ve merakın yanında başka nedenler de vardır. İnsanın (toplumun) egemen olma isteği, beğenilme isteği, daha rahat yaşama isteği, üstün olma isteği vb. nedenler bilgi üretimini sağlayan başka etmenler arasında sayılabilir. İnsanın korkusu, merakı ve istekleri hiç bitmeden sürüp gidecektir. Öyleyse, insanın doğayla savaşı (barışma çabası) ve dolayısıyla bilgi üretimi de durmaksızın sürecektir.
Bilim neyle uğraşır?

Bilimin asıl uğraşı alanı doğa olaylarıdır. Burada doğa olaylarını en genel kapsamıyla algılıyoruz. Yalnızca fiziksel olguları değil, sosyolojik, psikolojik, ekonomik, kültürel vb. bilgi alanlarının hepsi doğa olaylarıdır. Özetle, insanla ve çevresiyle ilgili olan her olgu bir doğa olayıdır. İnsanoğlu, bu olguları bilmek ve kendi yararına yönlendirmek için var oluşundan beri tükenmez bir tutkuyla ve sabırla uğraşmaktadır.

Başka canlıların yapamadığını varsaydığımız bu işi, insanoğlu aklıyla yapmaktadır.

Bilimin gücü
Bilim, yüzyıllar süren bilimsel bilgi üretme sürecinde kendi niteliğini, geleneklerini ve standartlarını koymuştur. Bu süreçte, çağdaş bilimin dört önemli niteliği oluşmuştur:
Çeşitlilik, süreklilik, yenilik ve ayıklanma.

Çeşitlilik
Bilimsel çalışma hiç kimsenin tekelinde değildir, hiç kimsenin iznine bağlı değildir. Bilim herkese açıktır. İsteyen her kişi ya da kurum bilimsel çalışma yapabilir. Dil, din, ırk, ülke tanımaz. Böyle olduğu için, ilgilendiği konular çeşitlidir; bu konulara sınır konulamaz. Hatta bu konular sayılamaz, sınıflandırılamaz.

Süreklilik
Bilimsel bilgi üretme süreci hiçbir zaman durmaz. Krallar, imparatorlar ve hatta dinler yasaklamış olsalar bile, bilgi üretimi hiç durmamıştır; bundan sonra da durmayacaktır.

Bir evrim süreci içinde her gün yeni bilimsel bilgiler, yeni bilim alanları ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla, bilime, herhangi bir anda tekniğin verdiği en iyi imkânlarla gözlenebilen, denenebilen ya da var olan bilgilere dayalı olarak usavurma kurallarıyla geçerliği kanıtlanan yeni bilgiler eklenir.

Ayıklanma
Bilimsel bilginin geçerliği ve kesinliği her an, isteyen herkes tarafından denetlenebilir. Bu denetim sürecinde, yanlış olduğu anlaşılan bilgiler kendiliğinden ayıklanır; yerine yenisi konulur.

Bu noktada şu soru akla gelecektir. Sürekli yenilenme ve ayıklanma süreci içinde olan bilimsel bilginin doğruluğu, evrenselliği savunulabilir mi? Bu sorunun yanıtını verebilmek için, bilimsel bilginin nasıl üretildiğine bakmamız gerekecektir. Sanıldığının aksine, bilimsel bilgi üretme yolları çok sayıda değildir; yalnızca iki yöntem vardır. Bu yöntemler başka bir yazının konusu olacaktır.

Dökümanı rar olarak indirmek için tıklayınız>>>>