ERZURUM'A GİDİŞ


Sivasta kurulan örgütler ve yapılacak işler üzerine gerekenlere yönerge verdikten sonra, hiç uyumadan geçen 27/28 gecesinin sabahında bir bayram günü, Sivastan Erzuruma doğru yola çıkıldı.

Otomobillere binmek üzere iken Sivas yönünden başka bir otomobil yanımıza yaklaştı. Içinde Vali Paşa vardı.
Reşit Paşa: «Efendim, birkaç dakika daha dinlenmez misiniz?» diye söze başladı. «Yarım dakika bile dinlenmek istemiyorum. Hemen gideceğiz ve sen benim yanıma gel» dedim.
- Efendim, dedi, sizin yanınıza Rauf Bey binsin; ben arkadaki otomobille de gelirim.
- Hayır, hayır! dedim, siz buraya...
Bu basit tedbirin neden alındığı kendiliğinden anlaşılır.
Sıvas şehrine vardığımızda, caddenin iki yanı büyük bir kalabalık ile dolmuş, askeri birlikler tören duruşu almış bulunuyordu. Otomobillerden indik. Yürüyerek askeri ve halkı selamladım.
Bu görünüş, Sıvasın saygıdeğer halkının ve Sıvasta bulunan yiğit subay ve erlerimizin bana ne denli bağlı olduğunu ve sevgi beslediğini belirten canlı bir tanık idi.
Bundan sonra, doğruca Kolordu Komutanlığına gittim ve hemen Ali Galibi ve onun yardakçısı olduklarını anladığım fesatçıları getirttim. Onlara ne yaptığımı açıklayarak, aslında epey yorgunluk verdiğinden şüphe etmediğim ayrıntıları uzatmak istemem.
-Yalnız bir noktayı belirtmekle yetineceğim.
-Baylar, bu Ali Galip, karşılaştığı kötü durumdan sonra gizli diyecekleri olduğunu söyleyerek, geceleyin yalnızca yanıma gelmek istedi. Kabul ettim. Davranışlarının dış yüzüne önem vermemekliğimizi rica ile, Elazığ valiliğini kabul ederek gelmekten amacının, benim yolumda hizmet etmek olduğunu ve Sıvasta kalışının, benimle buluşup buyruk almak için olduğunu açıklamaya ve bin türlü kanıtla bizi inandırmaya çalıştı ve sabaha dek oyalayarak başarı da sağladığını saklamayıp söylemeliyim.