ATATÜRK MÜZELERİ
Adana Atatürk ve Kültür Merkezi

Adana - Atatürk ve Kültür Müzesi, Eski Suphi paşa konağında 1982 yılında düzenlenerek ziyarete açılmıştır.
Atatürk büyük zaferden sonra, Baş komutan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı olarak Güney Anadolu'ya ilk gezisini 1923 yılı Mart ayının ortalarında yaptı. Yanında, bir buçuk ay önce İzmir'de evlendiği eşi latife hanım, bazı milletvekilleri ve Yaverleri de vardı. 13 Mart 1923 günü Ankara'dan kalkan özel tren Konya'da kısa bir duraklamadan sonra, 15 Mart 1923 günü Adana İstasyonuna girdi.

Adana, Adana olalı böyle bir Karaballığı bir arada görmemişti. Şehir bayrakla donatılmış, Atatürk'ün geçeceği caddeler taklar kurulmuş halılar serilmişti. İstasyondaki karşılama töreninden sonra, Atatürk doğruca hükümet konağına buradan da, kendisi için hazırlanan Suphi Paşa konağa gitti.

Atatürk evi eşi Latife hanım, Suphi Paşa konağında iki gece konuk oldular. Bu konak, Adana'da Seyhan nehri kıyısında, Eski Köprü ile yeni köprü arasındaydı. 1982 yılında Reji dairesi ve lojman olarak yaptırılmıştı. 1902 yılında Adanalı Suphi Paşa, Konağı satın alarak bazı odalar eklenmişti. Atatürk'ün Adana'ya geleceği öğrenilir öğrenilmez, Adana Belediye başkanı Ali Münif (yegane) onun kalabileceği en uygun yer olarak bu konağı seçmişti. Nitekim Atatürk 13 Ocak 1925 de Adana'ya tekrar geldiği zaman, yine bu eve misafir edilmişti. Artık, bundan sonra Suphi Paşa Konağı Atatürk evi olarak tanınıyordu.

Bugün Atatürk ve Kültür müzesi olarak düzenlenen Konağın, nehre bakan kemerli bir kapısından içeri girilir. Buradan selamlık adı verilen geniş bir salona geçilir. Alt katın üç odası, kiler ve mutfakları vardır. Salondaki bir merdivenle üst kata çıkılır. Üst katta büyük bir salon, odalar haremlik v.s. vardır. Atatürk, Konağın kuzeyindeki caddeye bakan yönünde ve köşede bulunan cumbalı odada yatmış, bitişiğindeki odayı da çalışma odası olarak kullanmıştır. Konağın bu yönde ikinci bir giriş kapısı bulunmaktadır.

Üzeri tuğla çatı ile örtülü Suphi Paşa Konağı (Atatürk evinin) güneyinde, havuzlu geniş bir bahçesi bulunmaktadır.


 
Afyon Atatürk Karargahı

Afyon'da Atatürk Karargahı, bugün Emniyet Müdürlüğü olarak kullanılan eski Belediye Binasıdır. Bir odası (zafer odası) olarak düzenlenmiştir.

Ankara'da ilk Büyük Millet Meclisinin açılışından hemen sonra, Atatürk, milli bir ordunun kurulması ve vatanın düşmandan temizlenmiş yolunda çalışmalara başlamış, bu amaçla Batı Cephesi Komutanlığını kurmuştur. Atatürk bu cepheyi denetlemek üzere, bir heyetle 6 Ağustos 1920 de Afyon'a, buradan da Kütahya ve Eskişehir'e gelmiş, dönüşte, 28 Ağustos 1920 de yine Afyon'a uğramıştır. Kurtuluş Savaşı'nda, Büyük zafer'den üç gün önce, 27 Ağustos 1922 günü Afyon'daki Karargahına gelmiş Büyük Zafer'e kadar çalışmaları buradan idare etmiştir. Atatürk, Büyük Zaferden ve Cumhuriyetin ilanından sonra 9 kez daha Afyon'a gelmiş, bu gelişlerinde Karargahta gecelediği günlerin anıların tazelemiş ve Karargahını ziyaret etmiştir.

Afyon-Atatürk Karargahı, bugün Afyon'da Hükümet Konağı karşısında, Şehir Parkıyla Atatürk Anıtının yanındadır. Bina, 1913 yılında belediye olarak yaptırılmıştır. İki katlıdır. Kemerli bir kapıdan geniş bir salona girilir. Salona açılan sağ baştaki oda, Zafer Odası olarak düzenlenmiştir. Odada, Atatürk'ün kullandığı 1 masa, 3 koltuk, 3 kanepe, 3 sandalye, 2 sehpa, avize ve perdeler bulunmaktadır. Duvarlarda, Atatürk'ü Kocatepe'de gösteren yağlıboya tablo, Zaferle ilgili fotoğraflar asılıdır. Masa üzerinde bir Atatürk büstü vardır.

Atatürk Karargahı, 1935 yılına kadar Belediye Dairesi olarak kullanıldıktan sonra, kiraya verilmiş, 1963 yılında Afyon Emniyet Müdürlüğüne devredilmiştir.

Şuhut'ta Atatürk Karargahı :

Atatürk, Büyük Taarruz emrini verdikten sonra, 24 Ağustos 1922 günü-Akşehir'den Afyon İli Şuhut İlçesine gelmiş, Yalı Mahallesindeki Hacıveli oğullarına ait bir evi, geçici karargah olarak kullanmıştır. O günün akşamı, arkadaşları ile birlikte bu evde bir toplantı yapan Atatürk, taarruz planların gözden geçirmiş, geç saatlere kadar süren toplantıdan sonra odasına çekilmiştir. Burada birkaç saat dinlenen ve uyuyan Atatürk, sabaha karşı Kocatepe'ye hareket etmiş, 26 Ağustos 1922 günü saat 5. 30'da topçu ateşiyle büyük taarruzu başlatmıştır.

Atatürk'ün kaldığı bu ev, iki katlı, cumbalı, küçük bir köy konağı. Alt katında hole açılan 4 odası, üst katında 1 salon 4 oda ve bir selamlığı vardır. Atatürk, bu kattaki cumbalı odada çalışmış ve dinlenmiştir. Ev bugün Ahmet Koç'a aittir ve "korunmamsı gereken evler" arasındadır.

 
Akşehir Batı Cephesi Karargahı

Akşehir-Batı Cephesi Karargahı Müzesi, 1965 yılına kadar Akşehir'de Belediye Dairesi olarak kullanılan, iki katlı tarihi binada 1966 yılında ziyarete açılmıştır.
Karargah Müzesi binası, 1905 yılında konak olarak yaptırılmış, Kurtuluş Savaşından önce Belediye ve Kaymakamlık olarak kullanılmıştır. Kurtuluş Savaşı yıllarında, Batı Cephesi Karargahı, 18 Kasım 1921 tarihinde Akşehir'e taşınmış, 24 Ağustos 192 gününe kadar, 9 ay 6 gün süre ile bu bina karargâh olarak kullanılmıştır. Atatürk, silah arkadaşları ile birlikte Büyük Taarruz hazırlıkların burada yapmış, Taarruz tarihini burada kararlaştırmıştır.

Kurtuluş Savaşından sonra yine Belediye olarak kullanılan binada (Başkumandan Mustafa Kemal Paşa'nın taarruz emrini verdiği oda, Garp Cephesi Kumandanı İsmet Paşa'nın Çalışma Odası, Garp Cephesi Erkan-ı Harbiye Reise Asım Paşa'nın Çalışma Odası) şeklinde üst kat odaları birer plaka ile işaretlenmiş, o günler kullanılan masa, koltuk, halı gibi eşyalarla Atatürk Odası düzenlenmiştir. Akşehir Belediyesi'nin yeni binasına taşınması üzerine Karargah binası, Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğüne devredilmiş, bu kitabın yazarı tarafından teslim alınarak müze haline getirilmiştir.

1981 yılında yeniden düzenlenen Batı Cephesi karargahı Müzesini girişinde Atatürk Eşyaları sergilenmektedir. Burada bir de "Gaziler Köşesi" düzenlenmiştir.

Üst katta, Atatürk, İsmet İnönü ve Asım Gündüz odalar vardır. Yaverler için ayrı bir oda ayrılmıştır. Salondaki panolarda Sakarya Savaşından büyük Taarruza kadar gelen sürelerdeki tarihi olaylar yazı ve fotoğraflarla anlatılmış, krokiler sergilenmiştir. Ayrıca Kurtuluş Savaşında Akşehirken Milletvekili olan Hacı Bekir (Sümer)e Zafer Armağanı bir tüfek, bir özel odada Karargahta çalışan subaylara ait fotoğraflar görülmektedir.


 
Alagöz Atatürk Karargahı

Alagöz Atatürk karargahı, Ankara-Polatlı ilçesine bağlı Alagöz Köyündedir.
Kurtuluş Savaşı günlerinde düşmanın Polatlı yakınlarına kadar ilerlemesi üzerine Batı Cephesi Komutanlığı Alagöz Köyünü "Cephe Karargahı" olarak seçmiş, köy halkından Türkoğlu Ali Ağa'ya ait büyük konağa yerleşmişti. Atatükk, Büyük Nutuk'unda da: (12 Ağustos 1921 günü Ekan-ı harbiye-i Umumiye Cephe Karargahına gittim. . ) diyerek, 23 Ağustos 1921 den 13 Eylül 1921 tarihine kadar 22 gün, 22 gece aralıksız devam eden Sakarya Meydan Savaşı'nı bu binadan idare etmiş, yine onun ifadesiyle: (Cihan tarihinde ender olan büyük bir meydan muharebesinin) bütün planlarını bu binada hazırlamış, tarihi kararlarını burada vermiştir.

Kurtuluş Savaşı'ndan sonra bina, sahibi Ali Türkoğlu ve oğulları tarafından ev olarak kullanılmış, 1967 yılında Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğüne devredilmesi ile onarımı yapılmış, 10 Kasım 1968'de ziyarete açılmıştır.

Alagöz Atatürk Karargahı, 12 odalı ve 2 katlı büyük bir konaktır. Bina taş ve tuğladan yapılmış, üzeri ahşap çatı ile örtülmüştür. Üst salon tavanı işlemelidir. Girişte, Sakarya Savaşında kullanılmış makinalı tüfekler, savaş malzemeleri ve Atatürk fotoğrafları sergilenmektedir. Buradan küçük bir merdivenle üst kata çıkılmaktadır. Salondaki vitrinlerde Atatürk'' ait eşyalar görülür. Atatürk'ün "Başkumandanlık Çalışma Odası", Yatak Odası, yaverlere ait odalar aslına uygun şekilde döşenmiştir.

Alagöz Atatürk Karargahı, 1980 yılından sonra Ankara'daki Anıtkabir'le birlikte Genelkurmay Başkanlığına bağlanmıştır. Karargah her gün ziyarete açık bulundurulmaktadır.


 
  Elazığ Atatürk Odası

Atatürk, Doğu Anadolu'ya yaptığı son gezi sırasında, 17 Kasım 1937 akşamı Elazığ'a gelmiş, Elazığ Halkevinde dinlenmiş, Elazığlıların düzenledikleri toplantıda gece yarısına kadar kalmıştı. Gece Saat birde Özel treni ile Fevzipaşa'ya hareket etmişti. Atatürk'ün Elazığ'dan ayrılışından sonra, Halkevinde Atatürk'ün oturduğu koltuk, kullandığı masa ve eşyalar bir hatıra olarak saklanmıştı. Daha sonra, Elazığ Halkevi, Elazığ Kız Öğretmen Okulu olarak kullanılmağa başlamış, burada bir Atatürk Odası düzenlenmiştir. Müzede Atatürk'ün kullandığı mobilyalar, Atatürk'ün silahı, yemek takımları, el yazısı belgeler ve fotoğrafları sergilenmektedir.


 
  Ankara Askeri Tarih Müzesi

Türk devrimleri ve Türkiye Cumhuriyeti rejiminin dayandığı esaslar hakkında her türlü araştırmalarda bulunmak, bu konularla ilgili belgeleri ve yayınları toplamak, bunlarla kütüphaneler, müzeler açmak, arşivler kurmak, Türk devrimlerini memleket içinde ve dışında tanımak, dersler, konferanslar vermek, yayınlar yapmak üzere, 15 Nisan 1942 tarih ve 4204 sayılı özel bir kanunla, Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesine bağlı olarak (Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü) kurulmuştur. Enstitü bugün Dil ve tarih-Coğrafya Fakültesi büyük salon bitişinde bulunmaktadır.
Türk İnkılap Tarihi Enstitüsünü zengin bir kütüphanesi, arşive, bir de müzesi vardır. 1943 yılından başlayarak Müzeye bağışlar olmuş. Ankara Etnografya Müzesindeki Hatay devletine ait mühürler buraya verilmiştir. Ayrıca Polis Enstitüsünden, Emin Erkul, İbrahim Sunbay, kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Behiç Erkin ve H. M. Çarıklı tarafından, Kurtuluş Savaşı ve İnkılaplarla ilgili eşyalar bağışlanmıştır. Müzede, Atatürk'ün Sivas Kongresi günlerinde kullandığı masa ve koltuk, Atatürk'ün hayatına ait fotoğraflar, inkılâplarla ilgili resimler, belgeler vardır.

Türk İnkılap Tarihi Enstitüsünün ayrıca bir de arşivi bulunmaktadır.


 
Ankara Cumhuriyet Müzesi

Ankara - Cumhuriyet Müzesi, Ulus'ta Cumhuriyet döneminin ilk Büyük Millet Meclisi binasında 30 Ekim 1981 günü törenle ziyarete açılmıştır.
Ankara-Ulus Meydanında şimdi Kurtuluş Savaşı Müzesi olan ilk Büyük Millet Meclisi ihtiyaca yeter olmadığı için, 1923 yılında yeni bir Meclis binasını yapımına başlanmıştır. Mimar Vedat (Tek)in eseri olan Büyük Millet Meclisi kısa sürede tamamlanarak 17 Ekim 1925 tarihinde hizmete girmiştir.

Cumhuriyet Dönemi'nin ilk Büyük Millet Meclisi olan binanın ortasında geniş bir Genel Kurul Salonu vardır. Salonu çevrine koridorlara odalar açılmaktadır. Salonu çevrine koridorlara odalar, açılmaktadır. Büyük Salonun tavan ve duvarları kalem işi Türk desenleri ile süslüdür. 1960 yılına kadar Büyük Millet Meclisi olarak kullanılan bina, daha sonra Merkezi Antlaşma Teşkilatı (CENTO) binası Genel Merkezi olmuştur. Atatürk'ün Ölümünün 100. Yıldönümü dolayısıyla, Cumhuriyet Müzesi olarak düzenlenmek üzere Kültür Bakanlığına devredilen Meclis binası, büyük bir onarım görmüş, kalem işi süsleri yenilenmiştir. Müze, 30 Ekim 1981 günü törenle ziyarete açılmıştır.

Cumhuriyet Müzesinde 1923 yılından günümüze kadar Cumhurbaşkanları ve Başbakanların fotoğrafları ile bu devrede Türkiye Cumhuriyetinin sosyal, ekonomik ve kültürel hamleleri, eşya, belge ve fotoğraflarla gösterilmiştir. Ayrıca 1923'ten sonra basılan kağıt ve madeni paralar ile hatıra para ve madalyonlar sergilenmiştir. Kamu İktisadi kurumlarını gördüğü hizmetler ve gelişmeleri grafikler, rakamlar ve maketlerle verilmiştir. Cumhuriyet Müzesi, yeni Türkiye Devletini doğuşu ve Türk inkılapları hakkında öretici nitelikte bir eğitim müzesidir.


 
Ankara Etnoğrafya Müzesinde Geçici Kabir Yeri

Atatürk'ün 10 Kasım 1938'de ölümünden sonra, katafalkı büyük bir törenle 19 Kasım 1938 günü Dolmabahçe'den alınarak, önce Yavuz zırhlısına, sonra da Haydarpaşa'dan trene nakledilmişti. Tabut, buradan Büyük Millet Meclisi önündeki katafalkla taşınmış, 21 Kasım 1938 de Ankara Etnografya Müzesi büyük salonundaki geçici kabir konmuştu.
1927 yılında yapılan Ankara Etnoğrafya Müzesi, 1930 yılında ziyarete açılmıştı. Atatürk'ün ölümünden sonra, girişteki büyük salonun, Anıtkabir tamamlanıncaya kadar Geçici Kabir olması düşünülmüş, Atatürk'ün kurşunlu tabutu ise beyaz mermerlerle bir set yapılmıştı. Bu salon, 10 Kasım 1953 tarihine, yani tabutun Anıtkabir'e nakline kadar 15 yıl süre ile Anıtkabir vazifesi görmüş, devlet başkanları, yerli ve yabancı heyetler ve halk tarafından ziyaret edilmiştir.

Tabut kaldırıldıktan sonra, Geçici Kabir yerindeki mermer set üzerine şu kitabe konmuştur. (Burası 10. 11. 1938'den 10. 11. 1953'e kadar yattığı yerdir. )

Etnoğrafya Müzesi'nin önünde Atatürk'ün 1927 yılında yaptırılan at üzerinde büyük bir tunç heykeli vardır.


 
Ankara Kurtuluş Savaşı Müzesi

Kurtuluş Savaşı Müzesi, Ankara -Ulus Meydanındaki ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi binasında 1961 yılında ziyarete açılmıştır.
Bina ilkin 1915 yılında İttihat ve Terakki Cemiyeti Kulübü olarak yapımına başlanmış, 1920 yılında tamamlanmıştır. 120 üye ile Ankara'da toplanan ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi, 23 Nisan 1920 günü ve bu binada açılmıştır. İlk Meclis 15 Ekim 1925 tarihine kadar bu binada çalışmalarını yapmış, daha sonra Şimdi Cumhuriyet Müzesi olan İkici Meclis binasına taşınmıştır. Bir ara Ankara Hukuk Fakültesinin bulunduğu bina 1952 yılına kadar Cumhuriyet Halk Partisini Merkez binası olmuştur. Daha sonar Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğüne devredilmiş, 1961 yılında İlk büyük Millet Meclisi Müzesi olarak düzenlenmiş, ziyaret açılmıştır. 1980 yılından sonra yeni bir düzenleme ile ilgili belgeler ve eşyalarla birlikte ilk Meclis düzenine göre şu bölümleri içine almıştır.

Riyaset Divanı : İcra Vekilleri Heyeti (Bakanlar Kurulu) odası olarak ta kullanılan bu salonda Atatürk'ün o günlere ait büyük boy fotoğrafları, İcra Vekileri heyetini başkan ve üyelerine ait fotoğraflar bir masa ve zamanına ait eşyalar vardır.

Şer'iye Encümeni : İlk Meclisin açıldığı günlere ait mobilyası ile döşelidir. Ayrıca Atatürk'ün Gazi unvanını ve Mareşal rütbesini aldıktan sonraki fotoğrafları vardır.

Dinlenme Salonu : Atatürk'ün 27 Aralık 1919'da Ankara'ya ilk gelişine ait yağlı boya bir tablo, Kurtuluş Savaşıyla ilgili harita ve planlar, ilk Meclisle ilgili eşya ve belgeler teşhir edilmektedir.

Encümenler Odası : Devrinin mobilyası ile teşhir halindedir. Meclise hediye edilen değerli bir halı da burada asılıdır.

Toplantı Salonu : Salonun tam karşısında Başkanlık kürsüsü kürsünün sağında, solunda ve önünde milletvekillerine ait saralar vardır. Toplantı salonu eski şekline göre, titizlikle hazırlanmış ve vitrinlere ilk Büyük Millet Meclisi, üyelerinin fotoğrafları il sarasına göre yerleştirilmiştir. Kürsüye Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı günlerindeki kıyafetiyle bir büstü konmuş, kürsünü arkasındaki duvara da Arap harfleriyle (Hakimiyet Milletindir) levhası asılmıştır.

Reis Odası : Döşemede bir taban halısı, bir masa, birkaç koltuk ve Atatürk'ün resimlerini bulunduğu bu oda (Gazi Odası) olarak ta adlandırılmaktadır.


 
  Ankara TBMM'de Atatürk ve Meclis Müzesi

Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kurulan (Atatürk ve Meclis Müzesi), Parlâmentonun doğu yönünün birici katındaki bir salonda 1968 yılında açılmıştır. Bu bölümde ayrıca Meclis Kitaplığı vardır.
Müze salonunda, 1920den bu yana, Meclis başkanlarının sırasıyla, Atatürk, Fethi Okyar, Kazım Özalp, Abdülhalik Renda, Kazım Karebekir, Ali Fuat Cebesoy, Şükrü Saracoğlu, Refik Koraltan, Fuat simen, Ferruh Bozbeyli, Sabit Osman Avcı, Kemal Güven, Cahit Karakaş, Necmettin Karaduman'ın büyük boy fotoğrafları yer almaktadır. Vitrinlerde İlk Meclis'in kuruluşuna ve anayasalara, cumhuriyetin ilanına, Atatürk'ün tahsil devresine ve siyasi hayatına ait belgeler, Meclis ve Atatürk albümleri, inkılaplarla ilgili bazı konunların orijinal metinleri, Atatürk'ün el yazısıyla büyük Nutuk, 1924 yılı Meclis açış nutku, duvarlarda Atatürk Fotoğrafları ilk B. M. Meclisini yağlı boya tablosu ve Meclis tarihiyle ilgili çeşitli belge ve fotoğraflar teşhir edilmektedir.

Müzede ayrıca, yabancı devlet büyüklerini Meclis'e hediye ettikleri eserler de bulunmaktadır.


 
  Ankara Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Müzesi

Türk devrimleri ve Türkiye Cumhuriyeti rejiminin dayandığı esaslar hakkında her türlü araştırmalarda bulunmak, bu konularla ilgili belgeleri ve yayınları toplamak, bunlarla kütüphaneler, müzeler açmak, arşivler kurmak, Türk devrimlerini memleket içinde ve dışında tanımak, dersler, konferanslar vermek, yayınlar yapmak üzere, 15 Nisan 1942 tarih ve 4204 sayılı özel bir kanunla, Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesine bağlı olarak (Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü) kurulmuştur. Enstitü bugün Dil ve tarih-Coğrafya Fakültesi büyük salon bitişinde bulunmaktadır.
Türk İnkılap Tarihi Enstitüsünü zengin bir kütüphanesi, arşive, bir de müzesi vardır. 1943 yılından başlayarak Müzeye bağışlar olmuş. Ankara Etnografya Müzesindeki Hatay devletine ait mühürler buraya verilmiştir. Ayrıca Polis Enstitüsünden, Emin Erkul, İbrahim Sunbay, kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Behiç Erkin ve H. M. Çarıklı tarafından, Kurtuluş Savaşı ve İnkılaplarla ilgili eşyalar bağışlanmıştır. Müzede, Atatürk'ün Sivas Kongresi günlerinde kullandığı masa ve koltuk, Atatürk'ün hayatına ait fotoğraflar, inkılâplarla ilgili resimler, belgeler vardır.

Türk İnkılap Tarihi Enstitüsünün ayrıca bir de arşivi bulunmaktadır.


 
  Ankara Valilik Binasında Atatürk Odası

Atatürk, 27 Aralık1919 Cumartesi günü saat 14. 00'de ilk olarak Ankara'ya gelmiş, coşkun gösterilerle karşılandıktan sonra, saat 15. 00'da Valilik makamını ziyaret etmişlerdi. Ankara Vali Vekili Defterdar Yahya Galip bey, Mustafa Kemal'e Ankara halkının saygı ve bağlılıklarını, milli mücadelede sonuna kadar kendilileriyle birlikte çalışacaklarını ifade eden kısa ve özlü bir konuşma yaptıktan sonra "Hoş geldiniz!" demiş, daha sonra memur ve halktan ileri gelenler, Atatürk'ü ziyaretle "arz-ı tazminat" eylemişlerdi.
Atatürk, Ziraat Mektebi'ndeki karargahına yerleştikten sonra da, sık sık Valilik makamına uğramışlar, burada çalışmış, toplantılar yapmışlardı. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti teşekkül ettikten sonra da ilk icra vekilleri heyetine yine bu odada Başkanlık etmişlerdir.

Atatürk'ün ölümünden sonra, Valilik makamına Atatürk'ün bir büstü ile mermer bir plaka konmuş, plakanın üzeren şu cümleler yazılmıştır.

"ATATÜRK, Kurtuluş Savaşının başlangıcında Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin Heyet-i Temsiye Reisi olarak 27. 12. 1919 Cumartesi günü saat 15. 30 da Ankara'yı şereflendirdi. Burayı kendilerine çalışma odası seçen Büyük Önder, Türkiye Büyük Millet Meclisi İcra Vekilleri Heyetine bu odada riyaset buyurdular. 1919-1920"

Atatürk'ün Çalışma odası, bu gün de Ankara Valiliği makamı odası olarak kullanılmaktadır.


 
Antalya Atatürk Müzesi

1930 yılı Mart ayının başlarında Atatürk İzmir'deydi. Havalar soğuk gidiyordu. Antalya'nın ılık ikliminde bir hafta dinlenmeyi düşündü. 5 Mart 1930 günü, karayolu ile, İzmir'den Antalya'ya hareket etti. Isparta, Burdur derken, 6 Mart 1930 günü öğleden sonra, Antalya'ya geldi. Kepez'den şehre kadar halk, yolun iki yanını doldurmuştu. Saat tam 16. 00 da Tophane Meydanına gelen Atatürk'e armağan etmişlerdi. Köşkün önü mahşerdi. Atatürk, kısa bir süre Köşk'te dinlendikten sonra balkona çıktı. Halk çılgınca alkışlıyordu. Atatürk, burada kısa bir konuşma yaparak Antalyalılara teşekkür etti. O akşam Türk Ocağındaki toplantıya katılarak gençlerle memleket sorunları üzerine görüştü. Gece yarısına doğru Köşküne çekildi.
Atatürk, Antalya'da 12 Mart 1930 sabahına kadar tam bir hafta kalmıştı. Bu süre içinde Antalya'da geziler yaptı. Müzeleri, eski eserleri gezdi. Narenciye bahçelerinde üreticilerle görüştü. Dinlendi. 12 Mart 1930 sabahı saat 10 da arkadaşlarıyla birlikte Ankara'ya döndü.

Atatürk, Antalya'ya 10 Şubat 1931 günü öğleye doğru tekrar gelmişse de o gün Antalya'da kalmamış, İzmir'den beri kıyıları tarayarak gelen Ege'de o gün Antalya'da kalmamış, İzmir'den beri kıyıları tarayarak gelen Eğe Vapuru ile Silifke'ye geçmişti. Atatürk'ün, Antalya'ya üçüncü ve son gelişi, 1935 yılı Şubat ayına rastlar. Atatürk 16 Şubat 1935'te Ege Vapuru ile İzmir'den hareket etmiş, 18 Şubat 1935 Pazartesi günü saat 13. 30'da Antalya iskelesine çıkmıştı. Yanında kız kardeşi Makbule Atadan, Nebile Hanım, Prof. Afet İnan, Fahrettin Altay, Nuri Conker, Cevat Abbas Gürer, yaverler ve başkaları vardır. İskeleden faytonlarla doğruca Köşküne gelen Atatürk, burada akşama kadar dinlendi. Akşam Erenkuş'a oradan tekrar köşke geldiler. Geceyi Köşkte geçiren Atatürk, ertesi günü gece saat 22. 30 da Ege Vapuru ile Taşucuna hareket etti.

Antalyalıların Atatürk'e hediye ettikleri Atatürk Köşkü, iki katlı, üzeri kiremit çatı, taş bir yapıdır. Girişinde uzun bir hol, holün sağında bir salon, bir oda, banyo ve mutfak, solonda da iki oda ve üst kata çıkan merdiveni vardır. Üst katta ise, holden ayrı olarak birisi balkonlu olmak üzere yedi odası vardır. Atatürk merdivenin karşısındaki odada yatmıştır.

Atatürk'ün ölümünden sonra, Antalya Atatürk Köşkü, Özel İdareye geçmiş, 1939 da Akşam Kız Sanat Okulu ve Kız Enstitüsü binası olara kullanılmıştı. 1952 yılında Tarım Bakanlığına devredilen Köşk, son yıllara kadar Teknik Ziraat Müdürlüğünün büroları olarak kullanılmıştır. 1980 yılından sonra Kültür Bakanlığına devredilin Köşk, onarılmış, Atatürk Müzesi olarak ziyade açılmıştır.


Atatürk'ün Ankara'da ilk Karargahları

Sivas Kongresinden sonra kurulan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Temsileye'si 3 Ekim 1919'da Ankara'ya gitmek kararını vermişse de bazı olaylar bu hareketi geciktirmişti. Ancak 18 Aralık 1919'da Sivas'tan yola çıkılabildi. Heyet-i Temsiliye Reisi Mustafa kemal (Atatürk), yanında arkadaşları olduğu halde, 19 Aralık 1919 gecesi Kayseri'ye, 14 Aralık'ta Kırşehir'e gelmişler, yol üzerindeki köy ve kasabalar halkı ile görüştükten sonra, 27 Aralık 1919 Cumartesi günü saat 15. 30'da Ankara'ya ulaşmışlardı.
Ankara, günlerdir karşılama hazırlıkları yapıyordu. Milli giyimleri içinde atlı ve yaya bir seğmen alayı, Kızılyokuş ve Dikmen sırtlarında Atatürk'ü bekliyordu. Halk, davul ve zurnalarla Atatürk'ün geçeceği yollara dökülmüştü. Ankara'daki 20. Kolordu Komutanı Ali Fuat (Cebesoy) ve maiyeti, Ankara vali vekili ve arkadaşlarını eymir gölü yakınlarında karşılamışlardı. Konvoy Dikmen Sırtlarından şimdiki Genel Kurmay Başkanlığının önüne gelince ortalık karıştı. Seymenler, zeybekler, esnaf temsilcileri, öğrenciler ve binlerce Ankara'lı, tek ses, tek yürek olmuş, Atatürk'ü karşılıyor, alkışlıyor, (yaşa, varol) diye bağırıyorlardı. Yollarda kurbanlar kesiliyor, milli oyunlar oynanıyordu. Ankara'nın bayramıydı o gün.

Kafile, şimdiki Kızılay'dan şehre yönelmiş, bugün Türk Hava Kurumunun bulunduğu kavşaktan istasyona sapmıştı. Gösteriler devam ediyordu. İstasyondan doğruca Ulus meydanına, buradan da Hükümet Konağına gelmişlerdi. Yahya Galip'in (Hoş geldiniz) konuşmasından sonra, Hükümet Konağında kısa bir süre dinlenen Atatürk, buradan Kolordu'yu ziyaret etmiş, daha sonra Heyet-i Temsiliye için hazırlanan, Keçiöerentepesi yamacındaki "Ziraat Mektebi"ne yerleşmişti.

Atatürk artık Ankara'daydı ve ilk karargah olarak şu binalarda oturmuştu.

I-Eski Ziraat Okulu : Keçiören tepelerini yamacında Çubuk çayına bakan iki katlı taş bir yapıydı. Heyet-i Temsiliye'nin çalışmalarını Ankara'da sürdüreceği haberi üzerine, Ankara Vali vekili Defterdar Yahya Galip bey, en uygun çalışma yeri olarak burayı seçmişti. Üst kata çıkınca karşıya gelen büyük oda ve bitişiğindeki oda Atatürk'e, sağdaki odalar Heyet-i Temsiliyenin üyelerine, soldakiler de bürolara, bir süre sonra Halide Edip (Adıvar)ın yönetiminde çalışmalar başlayan Anadolu Ajansına yarılmıştı. Alt katta, yemek salonu, şifre ve telgraf odaları, yaverler bürosu ve muhafız birliği yatakhanesi vardı. İlk T. B. M. M. 'nin hazırlıklarının yapıldığı, pek çok tarihi kararların verildiği bu karargah, Atatürk'ün önce İstasyondaki karargaha sonra Çankaya köşkü'ne taşınmasıyla, Kurtuluş savaşı yıllarında bir süre Genel Kurmay Başkanlığı Karargahı olarak kullanılmıştı.

Bugün, Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü burada çalışmakta, Atatürk Odası, eşyaları ile birlikte korunmaktadır.

II-Ankara Garındaki Atatürk Karargahı : İlk karargah binası olarak kullanılan Ziraat Okulu, şehrin merkezine uzak olduğu için, ilk Büyük Millet Meclisi'nin açılışından kısa bir süre önce, Atatürk, Karargahını, Ankara Garındaki eski istasyon binasını üst katkına nakletmiş, çalışmalarını burada sürdürmüştür. Üst katta Atatürk'ün yatak odası, çalışma odası, bir toplantı salonu ve bir de yazıhane vardır. Atatürk, Çankaya'daki eski Köşke geçinceye kadar burada kalmış, birçok tarihi kararları bu binada almıştır. Bina bugün, Atatürk Konutu adı ile müzedir.

III- Çankaya'da Eski Köşk : Çankaya'daki Bulgurzade Tevfik Efendi'nin Bağevi, Ankara'lılarca satın alınarak (Ordu Köşkü) adıyla Milli savunma Bakanlığına devredilmişti. Gar'daki Atatürk Karargahı yetersiz olduğu için Atatürk bu köşke taşınmış, 1932 yılında Yeni Köşk yapılıncaya kadar bu köşkte oturmuştu.

Çankaya eski köşkü, iki katlıydı. Girişinde havuzlu bir holü vardı. Atatürk, 1923 yılı Ocak ayında Latife Hadım'la evlendikten sonra, bu elverişsiz evi daha kullanışlı bir duruma getirmişti. Havuzlu hol kaldırılarak burası altlı üstlü salon olmuş, kuleli bölüm eklenerek yeni odalar yapılmış, şöminelere konmuştu. Böylece Eski Köşk, 1932 yılına kadar Cumhurbaşkanlığı Köşkü olarak kullanılmıştı.

Eski Köşk, bugün Atatürk Müzesi olarak düzenlenmiştir.


 
Başkent Üniversitesi Abdürrahim Tuncak Atatürk Müzesi

Beşiktaş Vişnezade Mahallesi, Spor Caddesi üzerindeki 76 numaralı ev, Atatürk’ün İstanbul’da kiraladiği ilk evdir. Atatürk’ün evinin de içinde bulunduğu Akaratler’deki Sıra Evler, Osmanlı döneminin ilk toplu konut örneğidir. Sultan Abdülaziz döneminde Dolmabahçe Sarayı’nda çalışan “ağa”lar için 1875 yılında yapımına başlanmış olan Akaretler Sıra Evleri, 66 parsel üzerinde 133 konuttan oluşmaktadır. Atatürk’ün yaşamöyküsüyle iç içe girmiş bu tarihi evde, Atatürk, annesi Zübeyde Hanım, kızkardeşi Makbule (Atadan) Hanım, manevi oğlu Abdürrahim (Tuncak) Bey, Abdürrahim Bey’in “Ayşe Abla” diye andığı bakıcısı bayan, 1912’den 1919’a kadar yaşamışlardır. Atatürk’ün bu evde kaldığı günlerde, evin “gündüz sakini” sayılan Atatürk’ün emireri Şakir Çavuş, eve hergün gidip gelmekte, Atatürk’ün dışarıyla ilişkilerini, bilgi alışverişini sağlamaktadır. Beşiktaş Spor Kulübü evin arkasındadır. Evin girişinde zemini ince tahtalarla döşenmiş, tahtaların üstü samanla örtülü mekanda, aile üyelerinin “Bahtiyar” adını verdikleri bir inekleri barınmaktadır. (Abdürrahim Bey’in “kendimi bildiğim ilk yer” dediği bu eve ilişkin hatırladıkları arasında, elde edilen bazı ganimet silahların, burada tahta döşemelerin altında saklandığı da canlı bir anı olarak yer alır.)

Evin ikinci katında karşılıklı iki oda vardır: demir karyolalı bir yatak bulunan bu odaların birinde Atatürk, diğerinde kızkardeşi Makbule Hanım kalmıştır. Atatürk İstanbul’a geldiğinde, duvarlarında haritalar asılı bu odada arkadaşlarıyla ülke ve dünya sorunlarını konuşmak için buluşur.

Üçüncü kat, üst katıdır ve Zübeyde Hanım ile Abdürrahim Bey’in kaldığı yerdir. 1908 doğumlu Abdürrahim Bey, sünnetinin bu katta yapıldığını hatırlamaktadır.

Atatürk Balkan ve Birinci Dünya savaşları sırasında cephelerdedir. Atatürk’ün cephelerden ayrılıp İstanbul’a geldiğinde ailesiyle bu evde yaklaşık 317 gün kaldığı tahmin edilmektedir.

Atatürk’ün 1912-1919 arasında bu evde bulunduğu günler tarih sırasına göre şöyledir:

* 24 Kasım 1912: Trablus’tan İstanbul’a geliş.

1 Aralık 1912: İstanbul’dan Bolayır’a gidiş (Balkan Savaşı). (6 gün)

* 30 Nisan 1913-21 Mayıs 1913: Bolayır – İstanbul (geliş ve dönüş). (21 gün)

* 31 Ekim 1913: Sofya Ataşemiliterliği’ne atanmasıyla İstanbul’dan ayrılış. (İstanbul’a geliş tarihi bilinmemektedir).

* 25 Ocak 1915: Sofya’dan cephede görev almak için İstanbul’a geliş.

2 Şubat 1915: 19. Tümen Komutanı olarak Tekirdağ’a gidiş ve Çanakkale Muharebeleri.
(7 gün)

* 11 Aralık 1915: Çanakkale muharebelerinden sonra İstanbul’a dönüş.

10 Ocak 1916: Ziyaret için Sofya’ya gidiş.

(30 gün)

* 23 Ocak 1916: Sofya’dan İstanbul’a dönüş.

26 Ocak 1916: 16. Kolordu Komutanı olarak Edirne’ye gidiş.
(2 gün)

* 12 Mart 1916: Edirne’den İstanbul’a geliş.

15 Mart 1916: 16. Kolordu Komutanı olarak Doğu Cephesi’ne (Diyarbakır’a) gidiş.
(3 gün)

* 17 Temmuz 1917: Diyarbakır’dan 7. Ordu Karargahı’nı kurmak üzere İstanbul’a geliş.

15 Ağustos 1917: 7. Ordu Komutanı olarak Halep’e gidiş.
(28 gün)

* 15 Ekim 1917: Halep’ten İstanbul’a izinle geliş ve 7 Kasım’da İstanbul Genel Karargah’ta göreve başlayış.

15 Aralık 1917: Veliaht Vahideddin ile Almanya Seyahati’ne gidiş.
(60 gün)

* 4 Ocak 1918: Almanya’dan İstanbul’a dönüş.w

25 Mayıs 1918: Böbrek rahatsızlığının tedavisi için Viyana’ya gidiş. (140 gün)

* 2 Ağustos 1918: Viyana’dan İstanbul’a dönüş.

22 Ağustos 1918: 7. Ordu Komutanı olarak Halep’e gidiş.
(20 gün)

* 13 Kasım 1918: Yıldırım Orduları Komutanlığı görevinden ayrılıp İstanbul’a geliş. (153 gün)

(Atatürk bu gelişinde 15 gün Pera Palas’ta kalır, ardından arkadaşı Salih Fansa’nın evinde misafir edilir. 16 Aralık 1918’de kiraladığı Şişli’deki eve taşınır. İstanbul’dan ayrıldığı 16 Mayıs 1919’da annesi, kızkardeşi ve manevi oğlu Abdürrahim Bey’le Şişli’deki evden vedalaşarak İstanbul’dan ayrılır.

Ayrılış sırasında annesiyle arasında şu kısa konuşma geçer:

-“Anadolu’dan sana bir süre para yollayamam. Sen çocuğa ve eve bakabilecek misin?”

-“Merak etme ben yavrumu aç bırakmam”)

 
Bursa Atatürk Müzesi

Bursa-Atatürk Müzesi Çekirğe'de Çelik Palas bahçesindedir.
Atatürk, Bursa'ya çeşitli tarihlerde 13 kez gelmişti. Çoğu zaman dinlenmek üzere geldiği Bursa'da gen günlerini hesaplayacak olursak, tamamı 2 ay 20 gün 4 saat tutuyor. Bursa bu yönüyle şanslı şehirlerimizden biri. Atatürk, İstanbul(Yalova dahil), Ankara, İzmir, Sivas'tan sonra en çok Bursa'da kalıyor.

Atatürk'ün Bursa'ya ilk gelişleri, Büyük Zaferden hemen sonra 16 Ekim 1922 tarihine rastlar. O tarihte 12 gün kaldığı Bursa'da İsmet (İnönü), Fevzi (çakmak), Kazım (Özalp) paşalarla birlikte Hünkar Köşkü'nde misafir edilmişlerdi. Daha sonra 20 Ocak 1923 günü ikinci defa Bursa'ya geldiğinde Çekirge'deki şimdi Atatürk Müzesi olan ve Atatürk Köşkü diye tanınan Köşk'te kaldı. Çekirge'deki Celik Palas'ın bitişiğinde bulunan bu Köşkte o güne kadar Miralay Mehmet Bey oturuyordu. Atatürk'ün Bursa'ya geleceği günlerde Bursa Belediyesi bu Köşkü sahibinden satın olarak dayayıp döşemiş ve Atatürk'e hediye etmişti. Şimdi Atatürk'ün Bursa'da bir Köşkü vardı ve Atatürk kendi köşkünde kalıyordu.

Atatürk, Dumlupınar'da düzenlenen Büyük Zafer'in ikinci yıldönümü törenlerinden bir gün sonra 31 Ağustos 1924'te Bursa'ya tekrar geldi. Bu kere yanında eşi Latife Hanım da vardı. Doğruca kendi Köşküne gitti. Eşiyle birlikte yerleşti. Latife Hanım, Köşkü çok beğenmişti. Köşkte 12 gün dinlendiler.

Bundan sonra Atatürk, Bursa'ya 10 kez daha geldi. Uzun ve kısa süreler kaldı. Her gelişinde Çekirge'deki bu köşkünde kalıyor. Çoğu zaman toplantılarını Köşk'te yapıyordu. Son gelişi 1 Şubat 1938 tarihi idi, Yalova'daki Otel Termal'in açılışını yapmıştı. Yanında Başbakan Celal Bayar, içişleri Bakanı Şükrü Kaya, Bayındırlık Bakanı Ali Çetinkaya, ekonomi Bakanı Şakir Kesebir, Orgeneral Fahrettin Altay ve Ali Fuat Cebesoy da vardı. O gün Bursalılar ilk defa Atatürk'ü neşesiz gördüler. Yüzü soluktu, rahatsız olduğu her halinden anlaşılıyordu. Atatürk, doğruca yapımı tamamlanmış ve işletmeye açılmış bulunan Çelik Palas'a gitti. Özel dairesine çekildi. Ertesi gün Sümerbank Merinos Fabrikası'nın açılış töreni vardı, Törende bulunduktan ve Fabrikayı işletmeye açtıktan sonra, Bursa Belediye Başkanı Neşet Kiper'e bir mektup verdi. Mektup'ta Atatürk Bursa'lıların kendisine karşı gösterdikleri sevgi bağlılığa teşekkür ediyor, Çelik Palas'taki hissesi ile Bursalı'ların kendisine hediye ettikleri Köşkü Belediye'ye bağışladığını yazıyordu. Belediye Başkanı bu mektubu o gün okudu. Salon alkıştan inliyordu.

Atatürk, artık bir daha Bursa'ya gelemedi.

Atatürk'ün ölümünden sonra Bursa Atatürk köşkü, Çelik Palas'ın ek bir binası olarak Emekli Sandığı'na geçti. Daha sonra (Atatürk Müzesi) olarak ziyarete açılmak üzere, 1965 yılında onarıma lalındı. Onarımdan sonra, Milli Eğitim Bakanlığına devredildi. 1973 yılında da (Atatürk Müzesi) adıyla ziyarete açıldı.

Geniş bir bahçe içerisinde bulunan Bursa Atatürk Köşkü, çatısı ile birlikte 3 katlıdır. İlk kattaki salon ve odalar bugün Atatürk resimleri ve Atatürk'ün kullandığı eşyalarla sergilenmiştir. İkinci katta, Atatürk'ün yatak odası, çalışma salonu, banyosu vardır. Buradaki eşyalardan çoğu Atatürk'ün zamanına aittir. Üçüncü kat, misafirhane olarak kullanılmaktadır.

Bursa Atatürk Köşkü, aynı zamanda son devir Köşk mimarisinin seçkin bir örneği olarak da Bursa'yı süslemektedir.


 
Denizli Atatürk ve Etnoğrafya Müzesi

Denizli Atatürk ve Etnoğrafya Müzesi, Denizli'nin Uçancıbaşı Mahallesinde, eski Dispanser binasında düzenlenmiş ve 1984 yılında ziyarete açılmıştır.
27 Ocak 1931 günü Aydın-Nazilli üzerinden Denizliye gelmiştir. Saat 13'te Denizli istasyonunda coşkun gösterilerle karşılanmış, doğruca geceyi geçireceği "Fırka binası" olarak kullanılan iki katlı köşke konut olmuştur. Köşkte kısa bir süre dinlenen Atatürk, daha sonar Denizli'nin mesire yeri olan Çamlık'ta öğle yemeğini yemiştir. O gün, öğleden sonra bazı okulları ve Memleket Hastanesini ziyaret eden Atatürk, akşam Denizli Belediyesini verdiği yemekte bulunmuş, daha sonra köşke gelerek geceyi geçirmiş, ertesi gün sabah saat 6, 30 Da İzmir'e dönmüştür.

Atatürk'ün bir gece konuk olduğu Köşk, daha sonra kamulaştırılmış, 1950 yılından itibaren Verem Dispanseri olarak kullanılmıştır. 1977 yılında Köşk, Atatürk ve Etnografya Müzesi yapılmak üzere Kültür Bakanlığına devredilmiştir. 1983 yılına kadar onarım süren Köşk, 1984 yılında Müze olarak ziyarete açılmıştır.

Müzenin zemin katındaki iki oda büro için ayrılmış, büyük oda "Denizli Evi" olarak döşenmiştir. Odanın ortasında geniş sinili sofra, mangal, pencere kenarlarında sedirler, yüklük ve ocak, duvarlarda halılar bulunmaktadır. Üst kat, divan, gardırop, çalışma masası ve karyolası ile Atatürk'ün Yatak Odası olarak düzenlenmiştir. Bu katta ayrıca Milli Mücadele yallarında Bayram yerindeki coşkun mitinge açılan Denizli Sancağı sergilenmektedir. Denizli ve bu yöredeki Babadağ el dokumaları ve tezgahları ile birlikte halı, kilim örnekleri, yazma kitaplar, vitrinler ve duvarlarda yer almıştır. Atatürk köşesinde de Atatürk fotoğrafları sergilenmiştir.


 
Eceabat Çamyayla Atatürk Karargahı

Çanakkale Savaşlarını başlangıç yallarıydı. Sofya'da Ateşemiliter olan Yarbay Mustafa Kemal (Atatürk), Osmanlı Devleti'nin hızla birinci Dünya Savaşı'na girmekte olduğunu görmüş, Başkomutanlıktan, memlekette faal bir görev verilmesini ısrarla istemişti. Bu ısrar karşısında onu 20 Ocak 1915'te, Tekirdağ bölgesinde yeni kurulmakta olan 19. Tümen Komutanlığına tayin ettiler. Atatürk, kısa sürede bu tümeni kurmuş, 25 Şubat 1915'te, Çanakkale Savaşlarına katılmak üzere Eceabat'a gelmiş, burada ikmal yaptıktan sonra, 18 Nisan 1915'te Çamyayla (Bigali) köyüne gelerek, bir köy evini Karargah yapmıştı. Bir hafta sonra savaş başlamış, Atatürk Conkbayırı ve Arıburun'da üstün düşman kuvvetlerine karşı, taarruz ve savunma savaşları yaparak, kahramanlığı, cesareti ve kazandığı zaferlerle bütün dünyanın dikkatlerini üzerine toplamış, 1 Haziran 1915'te albaylığa yükseltilmiştir. Atatürk bu günlerde Çamyayla'daki karargahında oturuyor, taarruz planlarını bu karargahta hazırlıyor, buradan cephenin en ön saflarına gidiyordu.
Çanakkale Zaferi'nden sonra, bir kahraman olarak 10 Aralık 1915'te İstanbul'a döndü.

Çanakkale savaşlarından sonra, Atatürk'ün Çamyayla'daki Karargahı yine eski sahiplerini elinde ev olarak uzun yıllar kullanıldı. Bu evde Atatürk'ün günlerce en uzun gecelerin geçirdiğini, petrol lambalarını sabahlara dek yandığını herkes biliyordu. O gün kullanılan eşyalardan tek bir masa kalmıştı. Atatürk bu masaya dirseklerini dayayarak, kim bilir kaç gece düşünmüş, haritaları işaretlemişti. Sonunda, (Çamyayla Atatürk Müzesi Kurma Komitesi) adıyla bir komite kuruldu. Bu komite ilk iş olarak, 1969 yılında evin dış kapısı üzerine (M. Kemal Atatürk'ün 1915 tarihindeki 19.cu Tümen Karargahı) ibaresini taşıyan bir levha yerleştirdi. Evin sahiplerinden satın alınarak müze haline getirilmesi isteniyordu. Sonunda bu işte oldu.

Atatürk'ün Çamyayla Karargahı, Kültür Bakanlığına devredildi. Bakanlık, evi onartarak 1973 yılında ziyarete açtı. Atatürk'ün Çamyayla Karargahı iki katlı ve bağdadî olarak yaptırılmıştır. Dış kapısından küçük bir avluya girilmektedir. Alt katta biri büyük, öteki küçük iki odası vardır. Buradaki tahta bir merdivenle üst kattaki salona çıkılır. Salona açılan üç kapıdan ortadaki en büyük oda, Atatürk'ün çalışma odası sağdaki yatak odasıdır. Diğer oda yaverine ayrılmıştır. Odaların tavan ve döşemeleri tahtadır. Atatürk'ün masası, çalışma odasındadır.

Karargah Müzesi, Atatürk'ün resimleriyle ve sonradan buraya getirilen eşyalarla sergilenmiştir.


 
Erzurum Kongre Binası ve Atatürk Müzesi

Milli Kurtuluş Savaşı'nın hazırlık yıllarında, Sivas'tan hareket ederek, 3 Temmuz 1919 günü Erzurum'a gelen Atatürk, 8/9 Temmuz 1919 gecesi son Osmanlı Padişahı Vahdeddin'e bir telgraf gönderen, askerlikten çekildiğini ve "sine-i millet'e" döndüğünü bildirmişti. Erzurum'da büyük bir Kongre'nin hazırlıklarına girdi. Kısa bir süre sonra, 23 Temmuz 1919'da, Erzurum Kongresi, Kavaf Mahallesindeki eski bir okulun salonlarında açıldı. 6 Ağustos 1919 tarihine kadar, 14 gün devam etti. Kongrenin yapıldığı okul, 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşlarından sonra Ortaokul olarak yaptırılmıştı Kongreden sonra 1920-1921 yıllarında Sanat Okulu, 1922-1923 yıllarında Sultani (lise), 1924 yılında da ilkokul olarak kullanılmış ayni yılın sonunda, çıkan bir yangınla tamamen yanmıştı. Erzurum ili özel idaresi, yanan okulun yerine, yeni bir okul yaptırmış, 1926-1927 ders yılı başında (Gazi İlkokul) adıyla hizmete açmıştı. Daha sonra okul, 1940 yılında (Atatürk Yapı Sanat Okulu) olarak kullanılmaya başlanmıştır.
Her ne kadar, Erzurum Kongresi'nin yapıldığı bina, 1924 yılında yanmışsa da yerine yapılan okulun bir salonu, 1960 yılında (Atatürk ve Erzurum Kongresi Müzesi) olarak düzenlenmiş ve ziyarete açılmıştır. Müze salonundaki geniş bir masanın üzerinde, Kongreye katılan 53 delegenin adları yazılı mermer plakalar vardır. Ayrıca duvarlarda ve vitrinlerde Kongre ile ilgili tutanakların, yazışmaların, benaname ve telgrafların fotokopileri, delegelerin fotoğrafları ile birlikte kası biyografileri, Atatürk'ün çeşitli fotoğrafları, Onuncu yıl Nutku'nun el yazısı ile fotokopisi, Erzurum'daki tarihi anıtlardan bazılarını yağlıboya tabloları yer almaktadır.


 
Eskişehir Atatürk ve Kültür Müzesi

Eskişehir-Atatürk ve Kültür Müzesi, eski Temyiz Mahkemesi ve Adalet İlkokulunda düzenlenmiş ve 1970 yılında ziyarete açılmıştır.
Atatürk, 1920-1938 yılları arasıda Eskişehir'e 16 kez gelmiş, bu gelişlerinde Eskişehir'de bir iki gün kaldığı gibi, çoğu kez günü birliğine Eskişehir'e uğramıştır. Atatürk'ün Eskişehir'e gelişlerini, bu gelişlerin anılarını yaşatmak üzere, Prof. Orhan Oğuz'un Milli Eğitim Bakanı, bu kitabın yazarının da Müsteşarı olduğu yıllarda, bir Atatürk Müzesi açılmasını kararlaştırılmış, Müze için en uygun yerin eski Temyiz Mahkemesi, daha sonra Adalet İlkokulu olan bodrumu ile 2 katlı bina olduğu sonucuna varılmıştır. Bir yıl gibi kısa bir sürede onarılan binada Atatürk'le ilgili Eşya ve fotoğraflarla Atatürk ve Kültür Müzesi düzenlenmiş, 24 Mayıs 1970 günü törenle ziyarete açılmıştır.

Atatürk ve Kültür Müzesi'nin bölümleri şöyledir:

Birinci Salon : Atatürk'ün anılarını yaşatan eşyalarla tanzim edilmiş olup, burada Anıtkabir Müzesinden getirilen şahsi eşyaları, Ankara Etnoğrafya Müzesinden getirilen hediyelik eşyaları, kronolojik olarak dizilen fotoğrafları yer almaktadır.

İkinci ve Üçüncü Salon : Topkapı Sarayı Müzesinde ve yöreden de derlenen etnoğrafik eserler, Atatürk'ün Eskişehir fotoğrafları ile kentin özelliği olan ve "beyaz altın" denilen lüle taşının yerinden çıkışından başlıyarak işlenişi ve kullanımına kadar geçirdiği safhaları gösterir koleksiyonu ihtiva etmektedir.

Orta Salon : Atatürk ile ilgili kitaplar teşhir edilmektedir.


 
  Kastamonu Müzesinde Atatürk Köşesi

Atatürk, Kastamonuluların daveti üzerine, 24 Ağustos 1925 Pazartesi günü, arkadaşları ile birlikte, otomobille Kastamonu'ya gelmiş, coşkun gösterilerle karşılanmıştı. Atatürk, karşılama töreni sırasında ilk kez panama şapkası ile görünmüş, böylece şapka inkılabını Kastamonu'da başlatmıştı. Ertesi günü 25 Ağustos 1925 Salı günü, bazı ziyaretler yapan, Belediye binasında halkın dileklerini dinleyen ve konuşmalar yapan Atatürk, o gün öğleye doğru İnebolu'ya hareket etmişti.
Atatürk'ün Kastomonu'yu ziyaretleri sarısında kullandığı bazı eşyalar ve yemek takımları Kastamonu Belediyesince değerli bir hatıra olarak saklanmış, daha sonra Kastamonu Müzesine verilmiştir.

Kastamonu Müzesinde (Atatürk Salonu) nda bulunan eşyalar arasıda cevizden küçük bir gümüş çay takımı, peçete, havlu ve sırmalı bronzlar bulunmaktadır.

 
Kayseri Atatürk Evi ve Müzesi

Kayseri Atatürk Evi müzesi, Cumhuriyet Mahallesindeki Raşit Ağa Konağında 1986 yılında düzenlenerek ziyarete açılmıştır.
Anadolu'da Milli Mücadeleyi başlatmış olan Atatürk, Sivas Kongresinden sonra (Anadolu ve Rumeli Müdafaa-ı Hukuk Cemiyeti Heyet-i Temsiliye'sini Ankara'ya nakletmeyi kararlaştırmış, yanında Mazhar Müfit (Kansu) Hüsrev, (Gerede), H. Raf (Orbay), Dr. Refik (Saydam) Hakkı Behiç, A. Rüstem, Şeyh Fevzi Efendi, Yaverleri Cevat Abbas (Gürer) Muzaffer (Kılıç), Bedri ve başkaları olduğu halde, soğuk bir kış günü 19 Aralık 1919 da Kayseri'ye gelmişlerdir. Kayserililer. Çifte Kümbetler'e kadar yolun sağını ve solunu doldurmuş yüzlerce atlı, onu uzaklardan karşılamak üzere yollara dökülmüştü. 19 Aralık 1919 Cuma günü akşama doğru arabası ve yanında arkadaşları ile görünen Atatürk'ü Kayserililer coşkun gösterilerle karşılamış o günler Kayseri'nin en gösterişli konağı olan İmamzade Raşiti Ağa'nın evinde misafir etmişlerdir.

Geceyi bu evde geçiren Atatürk, ertesi günü Kayseri ileri gelenleriyle görüşmeler yapmıştı. O gece de Konakta kaldı. 21 Aralık 1919 sabahı da Kayseri'den ayrılmıştır.

Atatürk'ün Konuk olduğu ev yaklaşık 1898 yıllarında, iki katı olarak yaptırılmıştır. Tavanı ahşap işlemelidir. Atatürk'ün kaldığı oda ikinci katta ve evin güney doğusundadır. Odanın tavanının ortasında yıldızlı bir göbek süslemesi doğ duvarına yaslanan bir sediri vardır. Evin bu katında ayrıca bir hol, dört oda ve banyo bulunmaktadır. Atatürk'ün kaldığı odanın duvarına şu plaka asılmıştır. (Atatürk, Heyet-i Temsiliye Reisi olarak 20. 12. 1919 da Kayseri'ye teşriflerinde bu evde misafir kalmışlardır. 20. 12. 1964). Ev, Gayri Menkul Eski Eserlere ve Anıtlar Yüksek kurulu'nun aldığı bir kararla koruması gerekli eski eserlerden sayılmıştır.


 
Konya Atatürk Evi ve Müzesi

Konya Atatürk Evi ve Müzesi, İstasyon Caddesi üzerindeki eski vali Konağında 1964 yılında düzenlenerek ziyarete açılmıştır.
Atatürk, Milli Mücadeleyi başlatmak üzere Anadolu'ya geçtikten ve Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisini açtıktan sonra 3 Ağustos 1920 tarihinde Konya'ya gelerek bir geçe kalmış, Konyalılarla görüşmeler yapmıştır. Bu tarihten ölümüne kadar Konya'ya 12 kez gelen, Atatürk çoğu gelişlerinde, Atatürk evi olarak bilinen Konyalıların kendisine hediye ettiği 2 katlı köşkte kalmıştır.

Köşk, 1912 yılında yaptırılmış, 1916 yılından sonra Vali Konağı olarak kullanılmıştır. 20 Mart 1923 günü Atatürk eşi Latife Hanımla birlikte Konya'ya geldiği zaman bu köşkte, 4 gün 3 Ocak 1925 te de 11 gün konuk olmuşlardır. 1927 yılında Konya Belediyesi, aldığı bir kararla Köşkü Atatürk'e armağan etmiş, Atatürk bundan sonraki Konya'ya gelişlerinde bu köşkte oturmuşlardır. Atatürk'ün ölümünden sonra tekrar vali konağı olarak kullanılan köşk, 1963 yılında Konya Valiliğinden Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğüne devredilmiş, bir yıl sonra da (Atatürk Evi ve Müzesi) adıyla ziyarete açılmıştır.
Atatürk Evi ve Müzesi'nin alt ve üst salonlarında, Atatürk'ün Konya'ya gelişleri ve yatına ait fotoğraflar, Atatürk'ün kullandığı eşyalar, elbise, pardesü, pabuç gibi giyimleri, sofra takımları, salonları, dinlendiği şezlong oyun masaları sergilenmektedir. Müzede ayrıca Atatürk pulları koleksiyonu da bir vitrinde yer almaktadır. Atatürk'ün sözlerinden bazıları panolara yazılarak duvarlara asılmıştır.

Konya Atatürk Evi, Atatürk'ün bu evde kaldığı günlerde kullanıldığı gibi, Atatürk 'ün yatak odası, Çalışma odası, Yaverler Odası, Yemek Salonu olarak da belirlenmiştir


 
Rize Atatürk Müzesi

Rize - Atatürk Müzesi, Osman Mataracı'ya ait tarihi evde, 1984 yılında düzenlenmiş ve ziyarete açılmıştır.
Atatürk, 1924 yılı Eylül ayında "Atatürk'ün Sonbahar Gezisi" olarak bilinen birkaç ay süreli bir geziye çıkmış, bu gezi sırasında Karadeniz illerini ziyaret etmiştir. İşte bu gezi günlerinde Atatürk, beraberinde eşe Latife Hanım, birkaç milletvekili olduğu halde 17 Eylül 1924 gürü Trabzon'dan Hamidiye Vapuru ile Rize'ye gelmiş, Rize de coşkun gösterilerle karşılanmıştır. O geceyi Rize'de Mataracı Mehmet Bey'in evinde geçiren Atatürk, ertesi günü şehirde bazı ziyaretlerde bulunmuş, incelemeler yapmış, saat 16.30'da ayni vapurla Giresun'a hareket etmiştir.

Rize'de Atatürk'ün bir gece konuk olduğu ev, daha sonra sahibi Mehmet Mataracı'Dan yeğeni Osman Mataracı'ya geçmiştir. Atatürk'ün 100. Ölüm yıldönümü dolayı sile Atatürk Müzesi yapılmak üzere, Osman Mataracı evini Rize Özel İdaresine bağışlamıştır. 1984 yılında Kültür Bakanlığına devredilen ev, onarılarak Atatürk Müzesi halinde düzenlenmiş ve ziyarete açılmıştır. Evin bir bölümü de Kültür Merkezidir.

Çatısı ile birlikte 3 katlı olan ev 1902 yılında Mataracı ailesi tarafından yaptırılmıştır. Bu günkü düzenlemeye göre evin üst katı Atatürk Müzesi'dir. Atatürk'ün Rize gezileri, kullandığı eşyalar, Atatürk fotoğrafları, Milli Mücadele yallarında Rize'de Kuvay-ı Milliye iler gelenlerinin fotoğrafları bu bölümde sergilenmektedir. Müzenin alt bölümü idare odaları ve Kültür Merkezine ayrılmıştır.


 
Samsun Atatürk Müzesi

Samsun Atatürk Evi, Mıntıka Palas'ta Samsun Belediyesince düzenlenerek ziyarete açılmıştır. Şöyle ki: Atatürk, Dokuzuncu Ordu Kıt'aları Müfetişi olarak 18 kişilik kadrosuyla 19 Mayıs 1919 sabahı Samsun'a geldiği ve Bandırma vapurundan çıkarak karaya ayak bastığı zaman coşkun gösterilerle karşılanmış ve şehrin en iyi binası olan Mıntıka Palas'da misafir edilmişti. Burası iki katlı taş bir bina idi. 1902 de yılında Abacıoğlu adında zengin birisi tarafından otel olarak yaptırılmıştı. Atatürk'ün Samsuna geleceğini duyulur duyulmaz, o günlerde kapalı olan otel, Mutasarrıfın emriyle açtırılmış, Askeri hastaneden karyola ve sandalyeler taşınarak döşenmişti. Atatürk, bir hafta süre ile bu binada kalmış, Anadolu'da başlattığı Milli Mücadeleyi ilkin bu binada açmıştı.
Cumhuriyetin ilanından sonra 20 Eylül 1924 günü eşi latife hanımla birlikte Samsun'a ikinci kez gelen Atatürk , bu sefer Samsunlu Şahinzade Remzi Bey'in evine konuk olmuştur. O gün Samsun'a ilk geldiği zaman kaldığı eski Mıntıka Palas Belediyece kendisine hediye edilmiş, Atatürk bundan çok duygulanmıştır. Samsundan ayrılışından sonra, Belediye binayı dayayıp döşemiş, Atatürk Evi olarak korumuştur. Harf inkılabı günlerinde 16 Eylül 1928 de üçüncü kez Samsuna gelen Atatürk kendi evinde iki gece üç gündüz, dördüncü gelişi olan 28 Kasım 1930 tarihinde de dört gece beş gündüz kalmıştır.

Samsun Atatürk Evinin üst kat odaları Atatürk'ün yatak odası, çalışma odası Toplantı odası salonu olarak düzenlenmiştir. Alt katta l930 yılında açılan Gazi kütüphanesi, 1972 yılına kadar hizmet vermiş, daha sonra kütüphane buradan taşınmıştır.

Samsun Belediyesinin düzenlediği Atatürk evi, Milli Mücadele tarihimizin ilk sayfası, hatta önsözüdür. Bu yönüyle tarihi değeri büyüktür.


 
Sivas Atatürk Kongre ve Etnoğrafya Müzesi

Sivas- Atatürk Kongre ve Etnoğrafya Müzesi 1892 yılında Sivas lisesi olarak yaptırılan ve 1981 yılına kadar Sivas Lisesi olarak kullanılan tarihi binada açılmıştır.

Bilindiği gibi Atatürk Anadolu'da Milli Mücadeleyi başlatmak üzere Samsuna çıktıktan sonra, Erzurum Kongresini açmış, Sivas Kongresini açmak üzere 2 eylül 1919 günü Sivas'a gelmiştir. Sivas Lisesi binası Kongreye ayrılmış ayrıca Atatürk ve arkadaşları Sivas'tan ayrılıncaya kadar bu binada kalmışlardır.

Sivas Kongresi, 4 Eylül 1919-11Eylül 1919 tarihleri arasında çalışmalarını sürdürerek önemli kararlar almış ve dağılmıştır. Atatürk Kongresinden sonra, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-I Hukuk Temsil Heyeti Başkanı olarak Sivas'ta çalışmalarını sürdürmüştür. Bu çalışmaları 18 Aralık 1919 tarihine kadar uzamış, Temsil Heyeti Ankara'da çalışmayı kararlaştırınca Atatürk'te bu tarihte Sivas'tan ayrılmıştır.

Atatürk Cumhuriyetin ilanından sonra 5 kez daha Sivas'a gelmiştir. 27 Eylül 1924'te eşi Latife Hanımla birlikte Sivas'a geldiği zaman yine Lisede kalmış, Erzurum döşünü, 12 Ekim 1924'te tekrar Sivas'a geldiği zaman geceyi yine burada geçirmiştir. 19 eylül 1928 günü Sivas'a bir daha gelen Atatürk, Lise'de düzenlenen Kongre salonu ve çalışma odalarını görmüş, ilgilere teşekkür etmiştir. Daha sonraki gelişlerinde Vali konağında kalmıştır.

Sivas Lisesinde düzenlenen Kongre ve 4 Eylül Atatürk Müzesi, 1981 yılına kadar ziyarete açık kalmıştır. 1981 yılında Sivas Lisesi burada ayrılmış bina onarılarak bütünüyle müze haline getirilmiştir. Bugün Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi adına alan binanın bodrumu labaratuvar ve fotoğrafhaneye zemin kat Etnoğrafik eserlere ayrılmış üst kat ( Atatürk ve Kongre Müzesi) olarak düzenlenmiştir. Kongre Salonu, Atatürk'ün Yatak odası, Çalışma Odası dışında Telgraf odası ve Belgeler salonu bulunmaktadır. Sivas Kongresi tutanaklarının yer aldığı salon merkezi Sivas olan Anadolu Kadınları Müdafaa-I Vatan Cemiyetine ait bildiri ve haberleri sergileyen belgeler ile İrade-I Milliye Gazetesi'nin basıldığı matbaa makinası ve gazete nüshalarının yer aldığı bölümleri ihtiva etmektedir.


 
Uşak Atatürk ve Etnografya Müzesi

Uşak - Atatürk ve Etnografya Müzesi, Kurtuluş Savaşında Büyük Zafer'in hemen ardından 2 Eylül 1922 günü Uşak'a giren Başkomutan Gazi Mustafa Kemal (Atatürk), Batı Cephesi Komutanı İsmet(İnönü), Batı Cephesi Kurmay Başkanı Asım (Gündü), I. Ordu Komutanı Nureddin, 4. Kolordu Komutanı Kemaleddin Sami Paşalar tarafından geçici karargah olarak kullanılan binada, 1978 yılında açılmış, 1986 yılında yeniden düzenlenmiştir. Bina, 1910 yılında Uşaklı Kaftancı ailesi tarafından yatırılmıştır. İki katlı, büyük bir konaktır. Kemerli kapısından geniş bir salona girilmektedir. Salonun sağ ve solunda odalar vardır. Çıkartmalı üst katın sağındaki geniş oda, Atatürk'ün Uşak'ta bulunduğu 2-4 Eylül 1922 günlerinde Atatürk'ün Uşak'ta bulunduğu 2-4 Eylül 1922 günlerinde Atatürk'ün yatak odası olarak kullanılmıştır. 3 Eylül 1922'de esir alınan Yunan Başkomutanı General Trikopis ve maiyeti ile Atatürk, bu binada görüşmüştür.
Kurtuluş Savaşı'ndan sonra, sahipleri tarafından ev olarak kullanılan bina, 1973 yılında Müze yapılmak üzere kamulaştırılmış ve onarımı yapılmıştır. Binanın birinci katı, Etnografya Seksiyonu olarak düzenlenmiş, Uşak ve çevresinden derlenen etnoğrafik eserler burada sergilenmiştir. İkinci kat, Kurtuluş Savaşı ve Atatürk seksiyonudur. Atatürk ve Kurtuluş Savaşı ile ilgili fotoğraflar, belge önerleri, Atatürk eşyaları burada yer almaktadır.